EN

Tarihçee

OSTİM’in Kurumsal Dönüşümü: 

Sanayi Sitesinden Bütünleşik Üretim Ekosistemine

OSTİM’in tarihi, yalnızca bir sanayi sitesinin kuruluş ve yükselme hikayesi değildir. Bu yoculuk; küçük sanayicilerin sınırlı sermayelerini ortak bir hedef etrafında birleştirmesinin, üretim için gerekli fiziksel altyapıyı kurmasının, ardından eğitim, teknoloji, finansman, girişimcilik, kümelenme ve üniversite gibi yeni kurumlarla kendi geleceğini yeniden inşa etmesinin tarihçesidir.

1967 yılında bir yapı kooperatifi olarak başlayan süreç, zaman içinde Ankara’nın en önemli üretim merkezlerinden birini, Türkiye’nin önde gelen KOBİ şehirlerinden birini ve sanayi, üniversite, teknoloji, girişim ve yatırım kurumlarını aynı amaç çevresinde buluşturan, uzmanlaşmış sektörel kümeler oluşturan, bütünleşik bir üretim ekosistemini ortaya çıkarmıştır. OSTİM’in dönüşümü, özünü kaybetmeden sürekli yeni işlevler kazanması bakımından bir kurumsal başkalaşım örneğidir. Kaynaklarda da bu gelişim; kooperatiften vakfa, organize sanayi bölgesinden kümelenmelere, teknoparktan üniversiteye uzanan bir “kurumsal metamorfoz” olarak ele alınmaktadır. 

1. 1967–1975: Büyük Bir Sanayi İdealinin Doğuşu
1960’lı yılların sonlarında Ankara, Türkiye Cumhuriyeti’nin idari merkezi olmasına rağmen sanayi kimliği henüz yeterince gelişmemiş bir şehirdi. Ülkenin ihtiyaçları , sanayileşme ve kalkınma çabaları, uluslararası siyasi ve ekonomik gelişmeler imalat sanayisine olan ihtiyacı hızla artırıyordu. Küçük imalatçılar ve zanaatkârlar, kentin farklı noktalarına dağılmış, altyapısı yetersiz ve büyümeye elverişsiz alanlarda faaliyet gösteriyordu. Üreticilerin ortak ihtiyacı; uygun iş yerlerine, ulaşılabilir arsalara, düzenli altyapıya ve birlikte hareket edebilecekleri bir sanayi merkezine kavuşmaktı. ( RESİM)

Bu ihtiyaçtan hareket eden  Demirciler Odası Başkanı Cevat Dündar ve arkadaşları, 1967 yılında Ankara Küçük Sanayi Sitesi  Yapı Kooperatifi’ni kurdu. O dönemde şehir dışında ve büyük ölçüde tarla niteliğinde olan bölgede yaklaşık 3.200 dönümlük arazi, küçük sanayicilerin birikimleriyle aşamalı olarak satın alındı. Bu girişim, başlangıçta kamu bürokrasisi dâhil olmak üzere birçok kesim tarafından fazla iddialı, hatta gerçekle güç bir proje olarak görülüyordu. Buna rağmen kurucu kadro, Ankara’nın büyüyen üretim kapasitesinin yeni ve planlı bir sanayi alanına ihtiyaç duyacağını öngördü. ( RESİM)

1970 yılında başlayan inşaatların ardından ilk 300 iş yeri 1975 yılında tamamlandı. İlk kura için mevcut iş yeri sayısının iki katından fazla başvuru yapılması, projenin küçük sanayici açısından ne kadar gerçek ve acil bir ihtiyaca cevap verdiğini gösteriyordu. Erken ödeme ve uzun vadeli aidat sistemiyle üyelerin küçük birikimleri ortak bir yatırım gücüne dönüştürüldü. Böylece yalnızca iş yerleri değil, üreticilerin kendi imkânlarıyla kurduğu bir sanayi kenti inşa edilmeye başlandı. ( RESİM)

Bu ilk dönem, OSTİM modelinin temel karakterini belirledi:

  • Küçük sermayelerin ortak amaç etrafında birleşmesi, 
  • Üreticilerin kendi ihtiyaçlarına yönelik çözüm geliştirmesi, 
  • Dayanışma ve ortak sorumluluk, 
  • Fiziksel yapı ile kurumsal yapının birlikte inşa edilmesi, 
  • Uzun vadeli ve kuşaklar arası bir kalkınma anlayışı. 

OSTİM’in daha sonraki bütün kurumlarında görülecek olan “iş ve güç birliği” yaklaşımının temeli bu yıllarda atıldı. ( RESİM)

2. 1975–1992: Sanayi Sitesinden Üretim Kentine

Cevat Dündar’ın vefatının ardından başkanlık görevini üstlenen Turan Çiğdem döneminde öncelik, başlatılan sanayi sitesi projesinin tamamlanması ve iş yerlerinin üyelere teslim edilmesiydi. Türkiye’nin siyasi ve ekonomik bakımdan son derece zor yıllardan geçtiği bu dönemde malzeme temini, finansman ve inşaat süreçleri ciddi güçlükler içinde yürütüldü. ( RESİM)

Buna rağmen OSTİM yalnızca atölyelerden oluşan bir yapı olarak gelişmedi. Bölgeye okul, mesleki eğitim birimleri, sağlık hizmetleri, itfaiye, güvenlik, spor alanları ve çeşitli kamu hizmetleri kazandırıldı. Böylece küçük sanayicinin yalnızca üretim yaptığı değil; eğitim, güvenlik, ulaşım ve sosyal yaşam ihtiyaçlarını da karşılayabildiği çok yönlü bir yerleşim modeli oluşturuldu. ( RESİM)

1987 yılında OSTİM Çıraklık Eğitim ve Öğretim Vakfının kurulması, fiziksel sanayi yapılanmasından insan kaynağı geliştirme aşamasına geçişin önemli göstergelerinden biri oldu. Sanayinin sürdürülebilirliği için yalnızca iş yeri ve makine değil; nitelikli usta, teknisyen ve genç iş gücü gerektiği erkenden fark edilmişti. ( RESİM)

Bu dönem sonunda OSTİM, Ankara’nın batısında büyük bir sanayi yerleşimi hâline gelmişti. Ancak firmaların büyümesi yeni ihtiyaçları beraberinde getiriyordu. İşletmeler artık sadece altyapıya değil; pazarlama, dış ticaret, teknoloji, danışmanlık, finansman ve kurumsallaşma hizmetlerine de ihtiyaç duyuyordu. ( RESİM)

3. 1992–2000: Kurumsal Dönüşüm ve Üstyapının KuruluşuSANAYİ SİTESİNDEN KOBİ KENTİNE 

1992 yılı OSTİM tarihinde yeni bir dönemin başlangıcıdır. Yeni yönetim anlayışıyla birlikte sanayi sitesini tamamlamanın ötesine geçen, işletmeleri geliştirmeyi ve OSTİM’i Türkiye’nin ihtiyaçlarına cevap verebilen bir üretim merkezi hâline getirmeyi amaçlayan bir kurumsal dönüşüm başlatıldı. 31 Mayıs 1992 tarihli genel kurul sonrasında Orhan Aydın başkanlığındaki yeni yönetim göreve başladı. 

Bu dönemde temel soru artık “İş yerlerini nasıl tamamlarız?” değil, “Bu iş yerlerinde faaliyet gösteren işletmelerin rekabet gücünü nasıl artırırız?” sorusuydu. ( RESİM)

Bu anlayışın en önemli sonucu, 1993 yılında OSTİM Vakfının kurulması oldu. Vakıf; işletmelerin eğitim, araştırma, geliştirme, pazarlama, dış ticaret, teknoloji, proje, danışmanlık ve dayanışma ihtiyaçlarına cevap verecek kurumsal yapıları oluşturmak üzere tasarlandı. Fiziksel altyapıyı kuran kooperatifin yanında, kurumsal ve beşerî üstyapıyı geliştiren bir vakıf modeli ortaya çıktı. 

OSTİM Vakfı, klasik anlamda yalnızca sosyal yardım faaliyeti yürüten bir yapı olmadı. Vakıf; yeni kurumlar kuran, şirketlere iştirak eden, eğitim ve teknoloji altyapıları oluşturan, OSTİM’in maddi ve manevi birikimini koruyan bir kurumsal sahiplik ve sürdürülebilirlik yapısı olarak gelişti. ( RESİM)

1990’lı yıllarda medya, spor, eğitim, fuarcılık, tanıtım, dış ticaret ve danışmanlık alanlarında farklı girişimler başlatıldı. Bu kurumların bir kısmı zaman içinde biçim değiştirse de temel amaç değişmedi: Sanayicinin tek başına çözmekte zorlandığı ortak ihtiyaçlara kurumsal çözümler üretmek. ( RESİM)

1997–1998 döneminde OSTİM’in çevresindeki sanayi kooperatifleriyle bütünleşerek organize sanayi bölgesi statüsü kazanması, dönüşümün ikinci önemli ayağını oluşturdu. Böylece OSTİM, yalnızca kooperatif ortaklarının iş yerlerini yöneten bir yapı olmaktan çıkarak bölgesel altyapı, çevre, güvenlik, enerji ve kamusal hizmetlerin koordinasyonunu sağlayan bir organize sanayi bölgesi hâline geldi. ( RESİM)

Bu bütünleşme, farklı sanayi sitelerinin tek bir yönetişim çatısı altında buluşmasına ve bölgenin ortak ihtiyaçlarının daha etkin biçimde karşılanmasına imkân sağladı. ( RESİM)

4. 2000–2007: Sanayi Hizmetleri ve Kurumsal Arayüzler

2000’li yıllar, OSTİM’in sanayicilere sunduğu hizmetlerin çeşitlendiği ve kurumsal arayüzlerin güçlendiği dönem oldu.

İşletmelerin kamu kurumlarına, finansman kaynaklarına, istihdam hizmetlerine, kalite ve standardizasyon imkânlarına daha kolay ulaşabilmesi için “Tek Çatı” yaklaşımı geliştirildi. Sanayi ve ticaret odaları, SGK, İŞKUR, KOSGEB ve benzeri kurumların temsilcilikleri bölgeye taşındı veya bölgeyle daha yakın çalışmaya başladı. ( RESİM)

Bu yapılanma, OSTİM’in temel özelliklerinden birini daha görünür hâle getirdi: Sanayiciyi tek başına bürokratik süreçlerle mücadele etmeye bırakmamak. ( RESİM)

Aynı dönemde yatırım, gayrimenkul, teknoloji, danışmanlık, eğitim ve istihdam alanlarında şirketler ve uzmanlaşmış birimler kuruldu. İş sağlığı ve güvenliği, nitelikli iş gücü temini, dış ticaret, fuarcılık ve proje geliştirme gibi hizmetler kurumsallaştırıldı. ( RESİM)

2006 yılında ODTÜ ile birlikte OSTİM-ODTÜ Teknokent’in kurulması, üniversite-sanayi ilişkilerinin daha sistemli biçimde ele alınmasının önemli bir aşamasıydı. Bu adım, sanayi işletmelerinin akademik bilgiye ve araştırma kapasitesine daha yakın hâle gelmesini sağladı. ( RESİM)

5. 2007–2013: Kümelenme ve Ortak Rekabet Dönemi
2007 yılında gerçekleştirilen rekabetçilik analizi, OSTİM’in gelişiminde yeni bir kırılma noktası oluşturdu. Analiz, bölgedeki firmaların tek tek güçlü olmasının yeterli olmadığını; sektör bazlı iş birliği, ortak öğrenme, tedarik zinciri geliştirme ve birlikte pazara açılma mekanizmalarının kurulması gerektiğini ortaya koydu. ( RESİM)

Bu ihtiyaçtan hareketle savunma ve havacılık, iş ve inşaat makineleri, medikal, enerji, raylı sistemler, kauçuk teknolojileri ve haberleşme teknolojileri gibi stratejik sektörlerde kümelenme yapıları geliştirildi. ( RESİM)

Kümelenme modeli, aynı sektörde faaliyet gösteren ve belirli alanlarda birbirleriyle rekabet eden firmaları; ortak ihtiyaçlar, ortak projeler ve ortak hedefler çevresinde bir araya getirdi. Böylece rekabet ve iş birliği birbirinin karşıtı değil, tamamlayıcısı olarak ele alındı. ( RESİM)

OSTİM kümelenmeleri;

  • Firmaların tedarik zincirlerine katılmasını, 
  • Büyük ölçekli projelerde birlikte hareket etmesini, 
  • Kamu alımlarında yerli üretim kapasitesinin görünür hâle gelmesini, 
  • İhracat ve uluslararası iş birliklerinin gelişmesini, 
  • Üniversite, kamu ve sanayi arasında uzmanlaşmış iletişim kanalları kurulmasını sağladı. 

Örneğin raylı sistemlerde yerli araç üretimi, haberleşmede 5G teknolojileri ve savunma sanayisinde yerli tedarik kapasitesinin geliştirilmesi gibi hedefler, kümeler aracılığıyla firma düzeyine taşındı. Kaynaklarda kümeler, yönetim vizyonunu işletmelere aktaran ve sahadaki ihtiyaçları yönetime taşıyan “değişim elçileri” olarak tanımlanmaktadır. 

Bu dönem, OSTİM’in “sanayi sitesi” kimliğinden “sektörel ve bölgesel kalkınma merkezi” kimliğine geçişini hızlandırdı. ( RESİM)

6. 2009–2017: Yükseköğretim, Teknopark ve Üniversiteye Uzanan Yol

2009 yılında Gazi Üniversitesi ile birlikte meslek yüksekokulu kurulması, OSTİM’in yükseköğretim alanındaki ilk kurumsal adımlarından biri oldu. Bu deneyim, sanayinin ihtiyaç duyduğu uygulamalı eğitimin yalnızca kısa süreli kurslarla değil, yükseköğretim düzeyinde ve kalıcı kurumlarla ele alınması gerektiğini gösterdi. ( RESİM)

2013 ve 2014 yıllarında yürütülen stratejik planlama çalışmaları sonucunda OSTİM’in geleceği için iki kritik kurumsal ihtiyaç belirlendi:

  1. Sanayi ile Ar-Ge ve girişimcilik ekosistemini bir araya getirecek bir teknopark, 
  2. Sanayinin içinde konumlanan ve uygulamalı eğitim modeliyle çalışan bir üniversite. 

2014 yılında OSTİM Teknopark kuruldu ve üniversite başvurusu yapıldı. OSTİM Teknopark, firmaların Ar-Ge, prototipleme, teknoloji geliştirme, girişimcilik ve ticarileştirme süreçlerini destekleyen yeni bir kurumsal arayüz oluşturdu. ( RESİM)

2017 yılında, OSTİM’in kuruluşunun 50. yılında OSTİM Teknik Üniversitesi kuruldu. Bu gelişme, yarım yüzyıllık dönüşümün en önemli sonuçlarından biriydi. Küçük sanayicilerin iş yeri edinmek amacıyla kurduğu kooperatif, elli yıl sonra kendi üniversitesini kurabilecek bir kurumsal kapasiteye ulaşmıştı. ( RESİM)

Üniversitenin kurulması yalnızca OSTİM için yeni bir kurum oluşturmak anlamına gelmedi. Bu adım;

  • Sanayinin gerçek ihtiyaçlarıyla uyumlu eğitim, 
  • Uygulamalı ve iş yeri temelli öğrenme, 
  • Girişimcilik kültürü, 
  • Üniversite-sanayi ortak araştırmaları, 
  • Uluslararasılaşma, 
  • Teknoloji geliştirme ve ticarileştirme 

alanlarının aynı yapı içinde buluşmasını sağladı.

7. 2017’den Bugüne: Bütünleşik Üretim Ekosistemi

Bugün OSTİM; kooperatif, organize sanayi bölgesi, vakıf, üniversite, teknopark, yatırım ve proje şirketleri, kümelenmeler, medya yapıları ve stratejik paydaşlardan oluşan çok katmanlı bir ekosistemdir.

Bu yapının merkezinde tek bir kurum değil, birbirini tamamlayan işlevler bulunmaktadır: ( RESİM)

  • Kooperatif, kurucu iradeyi, üyelik yapısını ve ortaklık kültürünü temsil eder. 
  • OSTİM OSB, fiziksel altyapıyı ve bölgesel yönetimi yürütür. 
  • OSTİM Vakfı, kurumların sürdürülebilirliğini ve ortak amaç çevresindeki kurumsal sahipliği güvence altına alır. 
  • OSTİM Teknik Üniversitesi, insan kaynağı, araştırma ve yükseköğretim kapasitesi üretir. 
  • OSTİM Teknopark, Ar-Ge, teknoloji ve girişimcilik altyapısını geliştirir. 
  • OSTİM Proje ve Teknoloji A.Ş., proje, danışmanlık, fizibilite ve uluslararası model aktarımı faaliyetlerini yürütür. 
  • OSTİM Endüstriyel Yatırımlar ve İşletme A.Ş., ekonomik ve yatırım temelli sürdürülebilirlik kapasitesi oluşturur. 
  • Kümelenmeler, sektörler içinde ortak öğrenme, uzmanlaşma ve rekabet gücü sağlar. ( RESİM) EKOSİSTEM 

Bu kurumlar birbirinden kopuk yapılar değildir. Fikirden eğitime, eğitimden araştırmaya, araştırmadan prototipe, prototipten üretime, üretimden yatırıma ve uluslararası pazarlara uzanan bütünleşik bir değer zincirinin parçalarıdır.

OSTİM’in ekosistem olarak tanımlanmasının temel nedeni budur: Bir firmanın ihtiyaç duyduğu fiziksel alan, nitelikli insan kaynağı, teknoloji, proje, danışmanlık, finansman, iş birliği ve pazar erişimi aynı kurumsal çevre içinde birbirine bağlanmaktadır.OSTİM modelinin ayırt edici yönü, kurumların baştan ortak bir kalkınma mantığı içinde ilişkilendirilmesidir.

OSTİM’in Ankara Sanayisi İçin Önemi

OSTİM’in gelişimi, Ankara’nın ekonomik kimliğinin dönüşümünde belirleyici bir rol oynamıştır. Uzun yıllar ağırlıklı olarak kamu yönetimi ve hizmet sektörüyle özdeşleştirilen Ankara, OSTİM ve ardından gelişen diğer sanayi bölgeleri sayesinde güçlü bir imalat, mühendislik ve teknoloji merkezi hâline gelmiştir.

OSTİM, birçok Ankara firmasının kuruluşuna, büyümesine ve kurumsallaşmasına ev sahipliği yapmıştır. Burada yetişen işletmelerin bir kısmı daha büyük alanlara taşınmış, yeni organize sanayi bölgelerinin gelişimine katkı sağlamış ve ulusal ölçekte önemli şirketlere dönüşmüştür. Kaynaklarda OSTİM’in Ankara sanayisi için bir “okul”, “kuluçka” ve “doğurgan üretim merkezi” işlevi gördüğü vurgulanmaktadır. 
Bu yönüyle OSTİM’in Ankara’ya katkısı yalnızca istihdam ve üretim rakamlarıyla ölçülemez. OSTİM;

  • Ankara’da girişimcilik kültürünü güçlendirmiş, 
  • Teknik bilgi ve ustalık birikiminin kuşaklar arasında aktarılmasını sağlamış, 
  • Savunma, medikal, enerji, makine ve raylı sistemler gibi sektörlerin gelişimine zemin hazırlamış, 
  • Üniversite ve kamu kurumlarının sanayiyle daha yakın çalışmasını sağlamış, 
  • Ankara’nın teknoloji ve mühendislik temelli ekonomik kimliğini desteklemiştir. ( RESİM)

Türkiye Sanayisi İçin Stratejik Önemi

OSTİM, Türkiye’de KOBİ’lerin sanayileşme sürecindeki rolünü görünür kılan en önemli yapılardan biridir. Ülke sanayisinin büyük bölümünü oluşturan küçük ve orta ölçekli işletmeler, çoğu zaman tek başlarına büyük projelere, yeni teknolojilere ve uluslararası pazarlara erişmekte zorlanmaktadır.
OSTİM modeli bu soruna, işletmeleri büyüklüklerine göre dışlamayan; onları iş birliği ağları, kümeler, teknoparklar ve ortak projeler yoluyla güçlendiren bir yaklaşım sunmaktadır.

Özellikle savunma, raylı sistemler, haberleşme, enerji ve medikal teknolojiler alanlarında geliştirilen kümelenmeler, yerli tedarik kapasitesinin artırılmasına ve sanayi politikalarının firma düzeyinde uygulanmasına katkı sağlamıştır. OSTİM’in üretim tecrübesi, Türkiye’nin dışa bağımlılığı azaltma, stratejik ürünleri yerlileştirme ve yüksek nitelikli KOBİ’ler geliştirme hedefleriyle doğrudan ilişkilidir. ( RESİM)

Neden Örnek Bir Modeldir?

OSTİM’i örnek bir kalkınma modeli hâline getiren temel özellik, tek bir başarılı kurum kurmuş olması değildir. Asıl başarı, değişen ihtiyaçlar karşısında sürekli yeni kurumlar oluşturabilmesi ve bu kurumları ortak değerler çevresinde bir arada tutabilmesidir.

1. Tabandan doğmuştur

OSTİM, merkezi bir kamu yatırımıyla değil, küçük sanayicilerin birikimleri ve ortak iradesiyle kurulmuştur. Bu nedenle modelin temelinde gerçek ihtiyaç, katılım ve sahiplenme bulunmaktadır.

2. Fiziksel altyapıyla sınırlı kalmamıştır

İş yerleri tamamlandıktan sonra eğitim, teknoloji, finansman, pazarlama ve insan kaynağı gibi üstyapı ihtiyaçlarına yönelmiştir. Kooperatifin yanına vakıf, OSB, şirketler, kümeler, teknopark ve üniversite eklenmiştir.

3. Kurum kurma kapasitesi geliştirmiştir

OSTİM, karşılaştığı her yeni ihtiyacı geçici projelerle değil, mümkün olduğunca kalıcı kurumlarla çözmeye çalışmıştır. Bu yaklaşım kurumsal hafıza ve sürdürülebilirlik sağlamıştır.

4. Rekabet ile iş birliğini birleştirmiştir

Kümelenmeler aracılığıyla aynı sektörde faaliyet gösteren firmaların hem rekabet etmesi hem de ortak projelerde birlikte çalışması sağlanmıştır.

5. Kamu, sanayi ve üniversiteyi buluşturmuştur

OSTİM modeli, bu üç alanı yalnızca protokol düzeyinde değil; aynı sahada, aynı proje ve kurumlar içinde buluşturan işlevsel bir yapı geliştirmiştir.

6. Özünü korurken sürekli değişmiştir

OSTİM’in kurumsal dönüşümü, kooperatifçilik, dayanışma, ortak üretim ve paylaşma değerlerini terk etmeden gerçekleşmiştir. Kaynaklarda bu özellik, çeviklik ile kurumsal tutarlılığın birlikte yürütülmesi olarak değerlendirilmektedir. 

7. Deneyimini başka coğrafyalara aktarabilmektedir

OSTİM’in kümelenme, sanayi bölgesi geliştirme ve kurumsal kapasite deneyimi; Orta Doğu, Afrika, Orta Asya ve Balkanlar’daki kurumlarla paylaşılmaktadır. Böylece OSTİM yalnızca yerel bir sanayi bölgesi değil, bilgi ve model ihraç eden bir kalkınma merkezi hâline gelmektedir. 

Sonuç: Üretimin Ötesinde Bir Kurumsal Kalkınma Modeli
OSTİM’in yaklaşık altmış yıllık gelişimi, küçük sanayicilerin ortak iradesiyle başlayan bir girişimin nasıl şehir ölçeğinde, ulusal düzeyde ve uluslararası ilişkilerde etkili bir üretim ekosistemine dönüşebileceğini göstermektedir.

Bu dönüşümün başarısı, geçmişte kurulan yapılara bağlı kalmakta değil; kurucu değerleri koruyarak her dönemde yeni ihtiyaçlara cevap verecek kurumlar geliştirebilmekte yatmaktadır.

1967’de amaç, sanayiciye üretim yapabileceği bir yer kazandırmaktı. 1990’larda hedef, işletmelerin eğitim, teknoloji ve pazarlama kapasitesini geliştirmek oldu. 2000’lerde sektörel iş birlikleri ve kümelenmeler öne çıktı. 2010’lardan itibaren teknopark, üniversite ve uluslararası model aktarımıyla OSTİM’in etki alanı genişledi.

Bugün OSTİM; yalnızca fabrikaların ve atölyelerin yan yana bulunduğu bir sanayi bölgesi değildir. İnsan, bilgi, teknoloji, sermaye, girişimcilik ve kurumsal hafızanın ortak bir amaç çevresinde buluştuğu yaşayan bir üretim ekosistemidir.

OSTİM modelinin temel mesajı açıktır: Küçük işletmeler, doğru kurumlar, ortak akıl ve uzun vadeli bir vizyonla bir araya geldiğinde yalnızca kendilerini değil, şehirlerini ve ülkelerinin sanayi kapasitesini de dönüştürebilir.(RESİM)